Dermatolog Dr. Neslihan Dolar
Güzel bir cilt denince çoğumuzun aklına kremler, serumlar, güneş koruyucular ve este-tik uygulamalar geliyor. Oysa cildin sağlığı dışarıdan sürdüklerimizle belirlenmez. Cildi oluşturan hücrelerin ihtiyaç duyduğu yapı taşları büyük ölçüde soframızdan geliyor.
Cilt, dışarıdan gördüğümüz bir yüzeyden çok daha fazlası. Sürekli kendini yenileyen, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan, kolajen ve elastin üreten canlı bir organ.
Dolayısıyla cildin sağlığı yalnızca üzerine sürdüklerimizle değil, içeriden aldığımız yapı taşlarıyla da yakından ilişkili.
Cildin yapı taşlarını destekleyen, antioksidan kapasitesi yüksek ve inflamasyonun dengelenmesine katkıda bulunan besinler önemli.
Peki soframızdaki seçenekler arasında cilt için “en”ler hangileri?
C vitamini zengini: Kırmızı biber
Kolajen sentezinin vazgeçilmez yardımcılarından. C vitamini açısından son derece zengin olan kırmızı biber bu nedenle cilt dostu besinlerin başında gelir. Üstelik yalnızca kolajen sentezine katkı sağlamakla kalmaz, antioksidan özelliği sayesinde oksidatif stresin azaltılmasına da yardımcı oluyor.
İnflamasyon kontrolünün yıldızı: Somon
Somon, sardalya ve uskumru... Bu balıkların ortak özelliği, omega-3 yağ asitleri açısından zengin olmaları.
Omega-3’ler hücre zarlarının yapısında rol oynuyor ve inflamatuvar süreçlerin düzenlenmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle yağlı balıklar, özellikle inflamatuvar süreçlerin eşlik ettiği bazı cilt hastalıkları açısından araştırılan önemli besinler arasında.
Fotoyaşlanmanın sofradaki güçlü kalesi: Domates
Likopen içeriğiyle öne çıkıyor. Özellikle pişmiş domates ve zeytinyağı güzel bir kombinasyon. Cildin en büyük düşmanlarından biri güneşin oluşturduğu oksidatif hasardır. Güneşten korunmanın yerini hiçbir besin tutamaz, ancak bazı besinlerde bulunan antioksidanlar cildin savunma mekanizmalarına katkıda bulunabilir. Domatesin burada özel bir yeri var. İçerdiği likopen, güçlü antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. Ama altını çizelim; domates yemek güneş koruyucu kullanmanın alternatifi değil destekleyicisidir.
Cildin yapı taşı: Yumurta
Cildin kendini yenilemesi için proteine ihtiyacı var. Kolajen de sonuçta bir proteindir. Yumurta, yüksek kaliteli protein içeriğinin yanı sıra çeşitli vitamin ve mineraller açısından da zengin. Bu nedenle cilt sağlığı söz konusu olduğunda sofradaki en pratik protein kaynaklarından biri.
Cilt bariyerinin dostu: Badem
Sağlıklı bir cilt yalnızca pürüzsüz değil, aynı zamanda güçlü bir bariyere sahip olmalı. Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar ve çeşitli mikrobesinler açısından zengindir. E vitamini yağda çözünen önemli bir antioksidan ve hücrelerin oksidatif strese karşı korunmasında rol oynuyor. Özellikle kuru cilt söz konusu olduğunda sağlıklı yağlardan zengin dengeli bir beslenme düzeni önem taşıyor.
Kuruyemişlerin enerji yoğunluğu yüksek olduğu için porsiyon kontrolü önemli.
Antioksidan şampiyonu: Yaban mersini
Cildimiz her gün oksidatif stresle karşı karşıya. Güneş, hava kirliliği ve normal metabolik süreçler sonucunda oluşan serbest radikaller, hücresel yapılara zarar verebiliyor. Yaban mersini ve diğer renkli meyveler, antosiyaninler başta olmak üzere çeşitli polifenoller içerir. Buradaki mesaj aslında tek bir meyveyi “süper gıda” ilan etmek değil, tabağımızdaki renk çeşitliliğini artırmak. Mor, kırmızı, turuncu, yeşil... Renkler arttıkça farklı bitkisel bileşiklerle buluşma ihtimalimiz de artıyor.
Cilt kuruluğuna karşı sofranın yıldızı: Avokado
Cildin sağlıklı bir bariyer oluşturabilmesi için lipitlere ihtiyacı var. Avokado, tekli doymamış yağ asitleri, E vitamini ve çeşitli antioksidan bileşikler içeriyor. Bu nedenle dengeli beslenme içinde cilt dostu seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir.
Küçük ama önemli: Yeşil sebzeler
Ispanak, brokoli, roka, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler; C vitamini, folat, karotenoidler ve çeşitli polifenoller açısından zengindir. Cildin ihtiyacı tek bir vitamin ya da mineralden ibaret olmadığı için bu sebzelerin günlük beslenmede yer alması önemli.
Peki cildin gerçek mucize besini hangisi?
Cevap biraz şaşırtıcı olabilir: Hiçbiri. Cildi bir gecede değiştiren, kırışıklıkları ortadan kaldıran veya yaşlanmayı durduran mucize bir besin yok.
Ama cildin sağlıklı yaşlanmasına katkıda bulunan bir beslenme düzeni var.
Renkli sebzeler, meyveler, kaliteli protein kaynakları, yağlı balıklar, kuruyemişler, baklagiller, tam tahıllar ve zeytinyağı açısından zengin, ultra işlenmiş gıdaların ve aşırı şeker tüketiminin sınırlı olduğu bir beslenme düzeni, cilt için de iyi bir yatırım.
Üstelik cildin sağlığını yalnızca beslenme belirlemiyor.
Güneşten korunma, yeterli uyku, sigara kullanmamak, düzenli egzersiz ve doğru cilt bakımı da aynı denklemde yer almalı.
Sonuçta güzel bir cilt için mucizeyi tek bir yiyeceğin içinde aramak yerine, her gün kurduğumuz sofraya bakmak gerekiyor.
Çünkü cildimize sürdüğümüz kremler ne kadar önemliyse, cildimizi oluşturan hücrelere verdiğimiz besinler de o kadar önemli. Güzellik bazen banyodaki aynanın önünde değil, mutfaktaki tabakta başlar.